Bu yazımda bol miktarda link yer alacaktır ve bu linkleri incelemenizi tavsiye ederim. 'Soluk Mavi Nokta', Carl Sagan'ın yoğun bir şekilde kullandığı bir deyiş olarak bilim dünyasında yerini almıştır ve birçok kitap,dergi,haber vb. yerlerde bahsi geçmiştir. Carl Sagan da kim acaba? diyenleriniz mutlaka olacaktır. Carl Sagan 1934 doğumlu ABD'li bir gök bilimcidir. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalar(bu çalışmalarınlinklerini sizinle paylaşacağım) ile bilim dünyasında tanınır. Carl Sagan'ı daha fazla tanımak isterseniz https://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Sagan bu sayfadan inceleyebilirsiniz, bizim için bu kadar bilgi yeter.
Şimdi neden Carl Sagan'ı ele aldığımı sizlere açıklayayım. Carl sadece bir gök bilimci değildi, onu biraz daha araştırmaya başladığım zaman, aynı zamanda bir insan bilimci olduğunu fark ettim. 'Soluk Mavi Nokta' kısmını çoğunuz anlamışsınızdır. Burada Dünya'dan bahsediyor.
İşte yukarıda gördüğünüz gibi, bize burada olduğumuzu ve evren için ne kadar önemsiz ve küçük olduğumuzu, bütün bu para hırsımızın,yükselme hırsımızın,birbirimizi öldürmemizin,birbirimizi üzmemizin gereksiz olduğunu bize belirtiyor. Öyle çok da bilimsel bir şekilde burnu havada bilim insanları gibi değil hemde, 10 yaşındaki çocuğu bile öğretebilecek şekilde gösteriyor bunları bize. Yine yukarıda gördüğünüz gibi biz oradaki noktayız ve o noktanın içinde 7.3 milyarı geçmiş bir şekilde yaşıyor insan popülasyonu, para için savaşlar veriliyor, binlerce insan katlediliyor ve sonuç bir gün hepimiz siliniyoruz. Bulabilirseniz Carl Saganın 13 videoluk bir serisi TRT tarafından yayınlanmış 'COSMOS'. Hayret ettim bu bilgiye şimdi TRT'nin işi gücü yandaş medya reklamı yapmak. Demekki o zamanlar biraz insanlık varmış. Sizden 4 dknızı ayırmanızı ve bu videoyu izlemenizi istiyorum. Emin olun diğer videolara siz geçiş yapacaksınız. Bu adam belki Türkiye'de çok meşhur değil ama internetin bu kadar yaygın olmadığı 1 videonun anında tüm dünyada yayınlanamadığı zamanlarda ilk videosu 500 milyonu geçmiş bir insandır kendisi. Şimdi sizi bu videolardan biri ile yalnız bırakacağım https://www.youtube.com/watch?v=QMg19hbVQzY
''Uzayın
derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız,
orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası;
evimiz... O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını
duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde
geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden
emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her
yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri,
her kral ve her köylü, birbirine aşık olan her genç çift, her anne ve her baba,
umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her
öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir "yıldız", her bir
"yüce önder", her aziz ve her günâhkar işte orada yaşadı; bir güneş
ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.
Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün... Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün... Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!
Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.
Dünya... Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer.
Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.''-Carl Sagan
Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün... Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün... Anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!
Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.
Dünya... Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız yegâne yer.
Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor.''-Carl Sagan
Şimdi gelelim Carl Sagan'ın bu dediklerini yorumlamaya, biz insanlar, hepimiz aynı kökten geliyoruz(tabi değişik versiyonlar var şimdi kiminiz evrim kiminiz din hakkında söylermler atarsınız ortaya onu bilemem ama kök aynı.). Ve bizi insan yapan zekamızdır. Bunun sebebi ise, diğer canlılarda pençe kuvveti,kusursuz çok uzağı görebilme,hızlı hareket veya koşu vb. bir sürü özellik varken biz ne hızlı koşabiliyorduk ne çok uzağı keskin görebiliyorduk ne de pençe kuvvetimiz vardı ve bu bizi zeki olmaya itti zamanlar kullandığımız organ olan beyin gelişmeye başladı ve diğer canlılardan kat kat zeki olmaya başladık.Tabi hala gelişmeyen zekaya sahip insanlarımız var yok değil Dünyan'nın %50-55i bu durumda geri zekalı. Napalım ama Allah da onları öyle yaratmış. Peki biz Carl Sagan'ın anlatmaya çalıştığı gibi ne zaman birbirimize düşmeye başladık bunu bir açıklayalım. Habil ve Kabil hikayesini veya efsanesini ( birçok versiyonu vardır) çoğumuz biliyoruz. Kabil, Adem ve Havva'nın büyük oğludur. Habil ise küçük oğullarıdır. Kabil tarihteki ilk katil olarak bilinir çünkü kardeşini öldürmüştür. Peki onu bu olaya iten güdü nedir?
Tabi bu konu ile ilgili öne sürülen bir sürü hikaye türü vardır ama ben biri üzerinde duracağım.
Tevrat'ın Tekvin
kısmında cinayetin nedeni, "Habil'in Tanrı'nın favorisi olduğunu
düşünen Kabil'in kıskançlığı" olarak anlatılsa da bazı yorumculara göre
durum bundan ibaret değildir. Eski Ahit'in Aramice çevirilerine göre Habil ve Kabil'in birer ikiz kız kardeşi vardı ve
birbirlerinin kardeşiyle evlenmeleri istenmişti. Kabil'in ikizi,
Habil'inkinden daha güzel olduğu için Kabil bu değiştirmeyi kabul
etmedi.
Mormonlara ve İsa Toplumu'na göre ise Kabil'i kardeşini öldürmeye iten güdü Musa'nın Kitabı'nda belirtildiği üzere yine kıskançlıktır ancak bu kıskançlığın nedeni Habil'in sahip olduğu hayvan sürüsüdür.
Yani anlayacağınız üzere ilk ölüm, ilk kavga,ilk savaş kıskançlık üzerine çıkmıştır. Kıskançlık,kin tutma, nefret birleşince böyle bir olayla karşılaşılmıştır ve o andan itibaren insanlar birbirlerini öldürmekten çekinmemişlerdir. Şu an da olduğu gibi ve gitgide de daha yaygın hale geldiği gibi.
Biz 'Soluk Mavi Nokta'mızda barış içinde yaşayamamışızdır ve bu gezegeni daha da yaşanmayacak bir hale getirip ondan sonra bir de yüzsüzlük yapar gibi buralarda da artık yaşanmaz diyerek bulunduğumuz yerleri terk edip yeni gittiğimiz yerleri de berbat durumlara sokmaktayız. Üç kuruşluk elektrik ihtiyacımızı karşılamak için milyonlarca ağacı katleden insan populasyonu, yaz aylarında bunalınca üstüne bir de esmiyor veya nem çok nem tarzı espriler yapıp eğlenmeye devam ediyor.
Birbirimize olan hırsımız, bu para da olur yükselme de olur, onda var bende niye yok da olur, bu hırslarımız yüzünden yaşadığımız alanı ve başka canlıların hayatlarını mahvetmekten ne zaman bıkacağız insanoğlu olarak bunu bilmiyorum. Veya yükselenler acaba nereye kadar yükselmek istiyorlar, ne kadar paraları olsun istiyorlar bunu da bilmiyorum. Bu hırsları kenara bırakmadığımız sürece çok değil 50 sene içinde ilk başta kuraklı, sonra su ve gıda eksikliğinden kaynaklanan bağışıklık azalması ve ardından patlayan hastalıklar, ölümler ve geriye bıraktığımız taş binalar, kupkuru bir dünya, o güzel maviliği ve yeşilliği bırakıp kırmızı tonlarına bürünmüş, kokuşmuş bir gezegen olarak bu evrendeki yerimizi alacağız, işte o zaman o kasvetli hırslara bürünen insanlar ne düşünecekler merak ediyorum.
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak. -Kızılderili Atasözü
Yazıyı sonlandırmak istemem ama daha uzun yazarsam biliyorum ki okunmayacak, belki bu bile okunmayacak. Okuyanlara teşekkürler takipte kalın..
CarlSagan Palebluedot Solukmavinokta Habililekabil Ademvehavva Kızılderiliatasözü Gökbilimci Carlsagankimdir Carlsagankaçyılındadoğmuştur İlkcinayet İlkkatil Kıskançlık Habil Kabil Dünya

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder