22 Temmuz 2016 Cuma

Her Şey Bir Toz Bulutuydu


             Uzun bir süredir yayın veremiyordum, bazı kişisel sebeplerden dolayı. Artık daha ayrıntılı yazılarla sizlerleyim ve inşallah bu yazılar diğerlerinden daha çok kişiye ön ayak olur. Biraz fazla terimsel yazılar olacak, ilgisi bu yönde olmayanlar sıkılabilir ama yapacak bir şey yok kendinizi birazcık da bu konular üzerinde geliştirin derim. Ha, napacaz la bu konuyu sanki bir işimize yarayacak derseniz, bu konu sizin basit, küçük çapta düşünmeniz dışında sizi daha geniş düşünmeye yönlendirecek. 
             Eski yazılarımdan biri olan http://hopeaydem.blogspot.com.tr/2016/07/soluk-mavi-nokta.html . 
 'Soluk Mavi Nokta' nın biraz detaylı hali gibi olacak, uzun da bir yazı olacağa benziyor bakalım. İlk önce tanımlarla başlayalım. Bazı anahtar kelimelerimiz var bunlardan biri de;evren.
          Evren ya da kainat,uzay ve uzayda bulunan tüm madde ve enerjileri içeren bütünün adıdır.Pozitif bilimler açısından evren,gök cisimlerini barındıran uzay ve uzayda yer alan her şeyin toplamıdır.Dolayısıyla modern fizik açısından evren,sonsuz boşluk ve bu boşlukta yer alıp da var olduğunu bildiğimiz bütün atomik alemlerdir.
             İlk önce size Dünya'mızdan bahsetmek istiyorum. Dünyanın evrilmesinden, oluşumundan bahsedelim.
             Dünyanın oluşumu ile başlayalım; Güneş Sistemi oluştuğunda Dünya kızgın gaz kütlesi halindeydi. Zaman içerisinde kızgın gaz kütlesi olan Dünya’nın, ekseni etrafında dönmesi dıştan içe doğru soğumasına neden olmuş ve katmanlar meydana gelmiştir. Bu yapısını jeolojik zamanlar çerçevesinde belirlenir. Yaklaşık 4.5 milyar yaşında olan Dünya’nın dört jeolojik zaman evresinden geçmiştir.Bununla ilgili terimsel bilgilerle gözleri boş yere yormak istemiyorum ileride okumanızı istediğim önemli bilgiler olacak. Bunun için de buraya kısa süreli bir video linki bırakıyorum.https://www.youtube.com/watch?v=91_v2GqEUno
               Dünyanın yaklaşık  250 milyon yıl önceki halini size göstermek istiyorum
  
Gördüğünüz gibi tek bir kıta halinde olan dünya. Ve bu kıtaya da PANGEA ismi verilmiş 
          Zamanla ayın konumu değiştiği için ve tektonik sarsılmalar vb olaylar kıtaların kaymasını, birbirinden ayrılmasının tetiklemiş ve 250 milyon yılda şu an ki haline getirmiştir yaşadığımız Dünya'yı.
          
           Ufak ufak bilgiler veriyim Güneş Sitemindeki gezegenlerle ilgili. Merkür, Güneşe en yakın gezegen olarak bilinir. Adını Roma Mitolojisinde ticaret ve yolculuk tanrısı ve tanrıların habercisi olarak bilinen Merkür'den alır. Gözle görülebilen 5 gezegenden biridir. Burda mizah yapacak arkadaşlar olabilir. Gözle görülebilen 5 gezegenden biriyse diğerlerini nasıl görmüşler diye. Bu bilgi, teleskopun icadından önce gök bilimcilerin belirlerdiği gezegenler arasında olduğu için böyledir. 
            Venüs, sıcaklık bakımından 1. gezegendir. Sera etkileri yüzünden oluşan bu sıcaklık sayesinde Dünya'nın geleceği olarak da görülür. Bir diğer adı Zühre yıldızıdır(çoban yıldızı). Sizlerle Zühre Yıldızı'nın hikayesini paylaşmak istiyorum.  
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Batıya göre Venüs,bize göre Zühre…Güzelliğin ve zerafetin simgesi ,Zühre Yıldızı’nın hikayesi biraz gerçek biraz mitolojiktir.Hikaye’ye göre 
   Sema’da bulunan iki varlık;Harut ve Marut ,devamlı insanların zaaflarına yenik düşmelerini ,mal sahibi olma hırslarını yererlerdi.
Allahu Teala bu iki varlığı,hem onları hem de insanları sınamak için yeryüzüne gönderdi.Gündüz  insan suretiyle yeryüzüne inip ,geceleri ise sihirli bir söz söyleyerek göğe çıkan bu varlıklar,yeryüzünde Babil’e inerler .Onları görenler, hem daha önce hiç görmedikleri kadar güzel olan bu varlıklardan çekiniyor, hem de onları yakından görebilmek için fırsat kolluyorlardı.Yavaş yavaş insanların arasına karışan Harut ve Marut ,insanlara bildikleri sihirleri öğretmeye başlarlar.Yalnız bir şartları vardır;öğrendiklerini kötülük için kullanmamak. Zamanla insanlar, bu öğrendikleri sihirleri kullanarak  inanılmaz olaylara tanıklık ederler.Harut ve Marut ise Zehra adında bir kadınla tanışırlar.Bu kadın ,güzelliğiyle herkesi büyüleyen,afyon içen ve insanları yoldan çıkardığı düşünülen bir kadındır.Gariptir ki bir diğer özelliği de iffetli olmasıydır.
 Artık bütün günlerini zehra ile geçirmeye başlayan Harut ve Marut ,onunla beraber şarap ve afyon içip eğlenir,geceleri ise sihirli sözü söyleyerek göğe çıkarlar.Bir gün Zehra onlardan,kendisine bela olan bir adamı öldürmelerini ister.Başta bunu kabul etmemelerine rağmen Zehra onlara yüz çevirince yapmak zorunda kalırlar.Ertesi gün yine Zehra’nın yanına giden Harut ve Marut afyon çekip şarap içerler ve Zehra onlardan sihirli sözü söylemerini ister.Şarabın ve afyonun etkisinde olduklarından olacak sihirli sözü söylerler.Zehra ortalardan kaybolunca anlarlar ki,çoktan sihirli sözü söyleyip göğe yükselmiş ve bilinen adıyle Zühre Yıldızı olarak yerini almıştır.
  Zehra’nın etkisinden çıktıklarında ise farkederler ki;insanları yerdikleri her ne varsa yapmışlardır.Zehra için şarap içmiş,adam öldürmüş ve sır olan sihirli kelimeyi ona söyleyip göğe yükselmesine sebep olmuşlardır.Zehra gökyüzüne çıkınca, Allahu Teala Harut ve Marut’u cezalandırarak onları Lut çukurunun tavanına baş aşağı şekilde sonsuza kadar asar.Çünkü onlar Zehra’nın güzelliğine kapılıp yapmamaları gereken şeyleri yapmışlardır.Rivayete göre Lut çukurundan günümüzde bile koku gelmekte ve hatta dikkatle dinleyince sesler duyulmaktadır. 
  Özellikle divan edebiyatında güzel şeylerden efsunlu olarak bahsedilir,çoğunlukla Harut ve Marut hikayesine gönderme yapılır. Misal,şair Nedim’in şu beyitini incelersek,
 “Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem
Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana” Yani diyor ki:Ey kalemim için sanki sihir ve büyü ile dolmuş,demek ki senin içindeki siyah yer,Harut’un saçlarıyla dolmuş.
   Nedim burda üslubunu ve şiirlerinin güzelliğini övmek için Harut ve Marut hikayesine gönderme yapmış,kaleminin sihirlenmiş kadar güzel olduğunu anlatmak istemiştir.
  Zühre Yıldızı ise mitoloji ve edebiyatta güzelliğin,eğlencenin ve aşkın sembolü olmuştur.Astronomiyle ilgili kısmına bakacak olursak  üçüncü göktedir ve kutlu,yani parlak bir yıldızdır. İran mitolojisinde adı Nâhid, Yunan mitolojisinde Afrodit, Roma mitolojisinde Venüs adıyla anılan bu yıldıza Orta Asya Türkleri Çolpan demiştir.
Tabiatın güzelliğini temsil eden bu yıldız pek çok efsaneye ve şiire ilham kaynağı olmuştur.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
        Mars, zaten anlatmaya pek gerek yok günümüzde en çok konuşulan gezegen ve ileride de belki insan ırkının yaşayacağı gezegen.
        Jüpiter, en çok ilgimi çeken gezegen. Büyüklüğü diğer gezegenlerin toplamından daha fazla. Üstündeki Kırmızı Büyük Leke, yaklaşık 350 yıldır kopan bir fırtına. Sizlere VOYAGER 1'in yakaladığı bir fotoğrafı göstermek istiyorum, sonra da VOYAGER 1'den biraz bahsetmek istiyorum.
        Voyager 1'in görevlerinden biri bize evreni sunmak. İçinde bulunan materyaller sayesinde ve müzik sayesinde bizi eğer varsa başka canlılara tanıtmak. Nasıl yaşadığımızı göstermek, Ne tür müzikler yaptığımızı göstermek. Tabi masum hallerimizi, ah o canlılar gelse de bir şu an ki halimizi görse. Tanımak istemezler diye düşünüyorum. Voyager Altın Plakları 1977'de fırlatılan Voyager uzay araçlarında bulunan gramofon kayıtlarıdır. Plakta, dünya dışı akıllı yaşam formlarının ya da gelecekteki insanların bulması niyetiyle dünyadaki hayatın ve kültürlerin çeşitliliğini gösteren seçilmiş sesler ve görüntüler bulunmaktadır. Voyager-1 40.000 yıl sonra Zürafa takımyıldızlarında 17.6 ışık yılı uzakta bulunan AC+79 3888 yıldızına ulaşacaktır
        Gelelim Satürn'e, adını Yunan Mitolojisindeki Kronos'tan alır. O da teleskoptan önce görülebilen gezegenler arasındadır.
        En sonlara gelelim şimdi de, Uranüs ve Neptün, atalarımızın bilmediği yaklaşık 400 yıl önce var olmadığı zannedilen 2 küçük gezegen. Bu kadar kafa şişirme yeter şimdi ilginç bir iki bilgiye gelelim.
        İşte bu sefer gözle göremediğimiz gezegenlerden bahsedeceğim. Yani frekansımız dışı olan gezegenler. Tabi ki bilim sayesinde bunu da yenmişiz ve onları kızılötesi gözlükler sayesinde görebiliyoruz. Bunlar güneş dışı gezegenler.
      Bu gezegenlerin yüzeyleri buzlarla kaplı fakat merkezleri ateşten. Ortalarında ise doğal olarak okyanusal bir yapı olduğu düşünülüyor. Kim bilir içerisinde ne tür canlılar barındırıyor tabi ki.
       Şimdi sizlere biz kudretli insanların, kendini büyük gören insanların küçüklüğünü göstermek için ufak bir sunum yapmak istiyorum. zaten Dünya'mızı biliyorsunuz, henüz her şeyini keşfediğimiz (!) Dünya'mızı. Güneş sistemimizi biliyorsunuz. Sıra galaksimizdeyiz.
   





Evet isterseniz elinize bir iğne alın ve üstteki resimde herhangi bir noktaya dokundurun ve oradan bakın bizim Dünya'mızın hacmi galaksimizin yanında ne kadar da büyük (!). 


       
 





Bu gördükleriniz de galaksiler, ne kadar küçükler değil mi? Bunlar için iğne ucu yetmeyecek Dünya nerede diye sorarsanız. Sanki milyonlarca yıldızmış gibi her biri birer galaksi.
                     
                                         Ve ölçülen en büyük ölçek olan Başak Süperkümesi
 Tabi ki şu anlık bilinen en büyük ölçek. Dediğim gibi 400 seneönce de Uranüs ve Neptün bilinmiyordu.
  Gelelim ufak bir hikayeye, 16. yüzyılda Gökbilimciler ufak bir korku atlattılar. Neden diye sorarsanız, Dünya'nın merkez olduğunu zannediyorlardı(Kopernik gibi) .


Ama ortaya çıkan bir kişi (Giordano Bruno) bunun böyle olmadığını, Güneş'in merkez olduğunu ve Dünya'nın da diğer gezegenler gibi Güneş'in etrafında döndüğünü söyledi. Tabi ki insanoğlu her zaman olduğu gibi bildiği gerçeği sorgulamak yerine daha kolay olan 'yalan söylüyorsun' cümlesine yöneldi. Tarihte bu tip adamlar, yani Bruno gibi adamlara çok rastlarsınız ve hepsinin kaderi aynıdır. Bu tarz düşünceler yüzünden işkence görürler, hapse girerler,dışlanırlar fakat üsyünden 50 sene geçince gerçekten de doğru söylediği ortaya çıkar. Tarih tekerrürden ibarettir. Bruno, kendi zamanında bu tarz düşünceleri yüzünden kendi doğduğu ülkesi hariç bir çok ülke tarafından dışlanıldı ve ülkeden kovuldu. Bir gün Oxford Üniversitesinden gelen teklife sevinerek(sonunda onun kafa yapısında insanlar olduğunu düşünerek) İngiltere'ye yol aldı. Ve orada da beklenen oldu. Tabi ki kimse inanmadı ve oradan da kovuldu. Bruno'ya Protestan çoğunluk karşı çıktı başta da Martin Luther olmak üzere.
        Bruno, memleket hasretinden midir bilinmez. İtalya'ya geri döndü ve orada yıkıcı olaylarla karşılaşmak zorunda kaldı. Engizisyon mahkemelerince yakılarak öldürüldü. Bugünün deyimiyle şehit düştü(!).
        Şimdi ufak bir İtalya gezisi ve 'Tarihin gerçekten tekerrür ettiğinin ' kanıtını görelim.


Bu bronz heykel 1600 yılının soğuk bir şubat günü aynı yerde diri diri tahta ateşinde yakılan Giordano Bruno'ya aittir.(Campo dei Fiori)
       İnsanlar ne kadar ilginç değil mi? Gelişmek isterler, yükselmek isterler, fakat kendilerine ters gelen bir düşünce gördükleri an saldırırlar. Vatan haini, düzenbaz, yalancı vb damgalar yerler. Asın bunu derler, yakın yıkın, boğazını kesin(!) hemde köprünün üstünde (!)...
       Bruno'nun düşüncesi yanlış olabilirdi evet. Ama bu düşüncesini ısrarla savunması bile onu yaktıran cahillere ön ayak oldu. Acaba gerçekten var mı böyle bir şey veya sırf Bruno'yu çürütmek için bile bu konu üzerine araştırmalara başladılar. Sonuç solda, heykelde :)
        Lucreitus'u araştırmanızı isterim. O dönemde Milat bile yokken yaşamış bir insanın şu an ki insanlardan daha zeki olduğunu hissetmenizi isterim. Şu an ki koyunlardan yani genel insanlardan değil. Her şeyi Allah yarattı tamam mı.s.s.s Dünya 3 günde oldu bir kere slk .s.s diyenlerden bahsettim. 
       
     Size evrende olan bazı olaylardan bahsetmek istiyorum. Bunları yine farklı başlıklara açmak zorunda kalacağım çünkü içlerinde evrim var.
                                    Kozmik takvimi göstermek istiyorum ilk önce
        
     Evren 13.8 milyar yaşında, yani yukarıda gördüğünüz her ay yaklaşık 1 milyar yıl, her gün ise yaklaşık 40 milyon yıl. Kozmik takvimde güneş 31 ağustos günü oluştu yani 4,5 milyar yıl önce. İlk çiçek 3 gün önce açtı. Biz insanlar son günün son saatinde evrilmeye başladık. Yaşanan savaşlar,aşklar,teknoloji, her şey sadece 1 saattir var kozmik takvim için.Yani sizin hırslarınız, sizin gücünüz, sizin varlığınız saliselere bile eş değer değil.Hala küçük hissetmediniz mi? Küçük ve değersiz..
     Oturup düşünmek lazım tabi ama zaten bu yazıyı okuyacak insanlar genelde oturup düşünen insanlar. Oturup düşünmeyen insanlara hitap etmek için ise din, birinci yayın kuruluşu. Ben de burada meydana çıkıp hutbe veren bir takım insanlar gibi hutbe veremeyeceğime göre anca buradan çevremdeki insanların bazılarına sesleniyorum. Herkese seslenmek gibi bir amacım yok zaten. Sonra sonum Bruno gibi olur ya da İzmir'e yapılması düşünülen köprüde boğazımı keserek açılış yaparlar artık. Moda ya bu aralar.
     Birazcık sayısal verisi bol olan sıkıcı bir yazı olmuş olabilir fakat evren,gökyüzü her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Çünkü orada bir ulaşılamamazlık hala var, gizem var. Hatta insanlığın çoğunluğu gökbilimciler sayesinde şu anki bilgisine ulaştı desem yeridir. Çünkü gökbilimciler, yani gökyüzünü takip eden insanlar sayesinde tarla işleri ilerledi,insanlar yaşadığı zamanı biçimlendirmeye başladı vb. birtakım olaylara ön ayak oldular. En sona 1 parça bırakarak bu yazıyı sonlandırayım. https://www.youtube.com/watch?v=CzEbyd8nM38
      
                               Takipte kalırsanız sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Otheruniverse universe milkyway Bruno Kopernik Thebigbang Supernova Humanity Cosmos Kozmosnedir Kozmos Büyükpatlama Samanyolu Earth Dünya Engisizyonmahkemesi CarlSagan Carlsagancosmos Voyager1 Oortbulutsusu merkür venüs mars jüpiter satürn uranüs neptün Büyükspiral Oxford Lucretius Martinluther cosmiccalender
       
       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder